DOLAR 18,8116 0%
EURO 20,5074 0.23%
ALTIN 1.163,39-0,22
BIST %
BITCOIN 435096-0,12%
Çankırı
-3°

KAPALI

18:27

AKŞAM'A KALAN SÜRE

TÜRKAV’da Salı Sohbetleri devam ediyor
195 okunma

TÜRKAV’da Salı Sohbetleri devam ediyor

Türkiye Kamu Çalışanları Kalkınma Ve Dayanışma Vakfı Çankırı İl Başkanlığı (TÜRKAV), Çağ Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Öğretim Üyesi Dr. Ahmet Korhan Mastı’yı konuk etti. Mastı'nın konuk olduğu sohbette “Hükümet Sistemleri Ve Anayasa Değişikliği” konusunu ele alındı.

ABONE OL
18 Ocak 2023 17:44
TÜRKAV’da Salı Sohbetleri devam ediyor
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Çankırı’da Yeni Gün

Çağ Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Öğretim Üyesi Dr. Ahmet Korhan Mastı, “Hükümet sistemleri Kuvvetler Birliği ve Kuvvetler ayrılığı şeklinde genel bir tasnife tabi tutulmaktadır. Klasik anayasa hukukunun temellerinden biri “kuvvetler ayrılığı” teorisidir. “Kuvvetler ayrılığı” teorisi, bir devlette yasama, yürütme ve yargı olmak üzere üç ayrı kuvvetin bulunduğunu ve bunların birbirinden bağımsız olan üç ayrı organa verilmesi gerektiğini savunan bir teoridir. Amacı, devlet iktidarını kendi içinde üçe bölerek sınırlandırmak ve böylece devlet karşısında vatandaşların temel hak ve hürriyetlerini korumaktır. Kuvvetler ayrılığı teorisinin gerçek kurucusu Montesquieu’dur. Ona göre, her devlette üç çeşit kuvvet vardır: Yasama kuvveti,Yürütme (devletler hukuku) kuvveti, Yargılama (medeni hukuk/yargılama) kuvveti.” dedi.

Mastı, “Montesqui-eu’ya göre; Yasama ve yürütme kuvvetleri aynı elde toplanmış ise hürriyet yok olur. Yargı kuvveti de yasama ve yürütme kuvvetlerinden ayrılmış değilse gene hürriyet yoktur. Kuvvetler ayrılığı: yasama ve yürütme kuvvetlerinin ayrı organlara verildiği hükümet sistemidir. Öğretide sert kuvvetler ayrılığı ve yumuşak kuvvetler ayrılığı şeklinde bir tasnife tabi tutulur. Sert kuvvetler ayrılığı sistemi, yasama ve yürütme yetkilerinin birbirlerinden mutlak şekilde ayrılarak iki ayrı organa verildiği hükümet şeklidir. Bu organlar karşılıklı olarak birbirinden, kaynak ve varlıklarını sürdürme bakımından bağımsızdır. Bu organların güçleri de birbirine eşit veya az çok dengelidir. Başkanlık sistemi, Başkanlık Rejimi, Başkanlık Demokrasisi, Başkanlık Hükümeti  Prezidansiyalizm gibi adlarla anılır” ifadelerine yer verdi.

Öğretim Üyesi Dr. Ahmet Korhan Mastı, “Yumuşak Kuvvetler Ayrılığı ise Parlâmenter Sistemdir” diyen Mastı, “Bu sistemde, yasama ve yürütme kuvvetleri birbirinden yumuşak bir şekilde ayrılmıştır. Bu sistemde, yasama ve yürütme yetkileri kural olarak iki ayrı organa verilmişse de birbirinden tam olarak bağımsız değildir; yer yer iç içe geçmiştir. Keza bu organlar karşılıklı olarak birbirinin hukukî varlığına son verme imkanına da sahiptirler. Bu organlar arasında karşılıklı iş birliği vardır. Bu nedenle bu sisteme, “kuvvetlerin iş birliği” sistemi de denmektedir.  Bu sisteme “parlâmenter sistem” denir. Bu anlamda; Parlâmenter rejim,  Parlâmenter demokrasi, Parlâmenter hükümet, Parlâmentarizm dendiği de olur. Parlâmenter sistemde yasama ve yürütme kuvvetleri kural olarak birbirinden ayrı olmakla birlikte bunlar birbirine karşılıklı bağımlıdır. Bu kapsamda; Kanun yapımına Yürütme de katılır ve Devlet Başkanı bunları onaylar, gerekirse geciktirici veto hakkını kullanır; Yürütmenin hazırladığı bütçeyi yasama organı kabul eder; Yürütmenin yaptığı uluslararası antlaşmaları onaylama yetkisi yasama organındadır; Yasama organı, soru, meclis araştırması, meclis soruşturması, gensoru gibi denetim yolları ile yürütmeyi denetleyebilir. Bu haliyle; Sistem istikrarsız hükümetlere yol açar (güvenoyu). Sistem zayıf hükümetlere yol açar. Bunun başlıca nedeni görülen koalisyon hükümetleridir. Düşük nitelikli bir demokrasiye yol açar. Çünkü Halk, hükümeti doğrudan doğruya belirleyememektedir. Bu sistemde “hesap sorulabilirlik” (koalisyon) ve “önceden bilinebilirlik” düşük değerdedir. Bazı parlâmenter sistemlerde ise hükümete istikrar ve güç kazandırmak amacıyla birtakım usuller öngörülmüştür. Bu usulleri barındıran parlâmenter sistemlere genel olarak “rasyonelleştirilmiş parlâmentarizm” ismi verilmektedir. Rasyonelleştirilmiş parlâmentarizm; Parlâmento çoğunluğuna dayanmayan hükümetlere güç ve istikrar kazandırmaya yönelik hukukî araçların bütünü olarak tanımlanmaktadır.” şeklinde konuştu.

Parlementer sistem hakkında konuşmalarına devam eden Mastı, “Parlamenter sistemde bir hükümetin parlâmentoda çoğunluğa sahip olmaması mümkündür. Bu anlamda ise bu hükümetin parlâmentodan kanun çıkartması imkansızdır. Bu durumda hükümete, gerektiğinde parlâmentoyu aşabilecek, anayasal araçlar da verilebilmektedir. Hazırladıkları kanun tasarılarının kabul edilmesini sağlayacak anayasal mekanizmalar da getirmektedirler” ifadelerini kullandı. Kanun çıkarmayı kolaylaştıran araçları açıklayan Mastı,  “Yapıcı güvensizlik oyu; Başbakanın güvensizlik oyuyla düşürülebilmesi için parlamentonun üyelerinin çoğunluğuyla yeni bir başbakan seçmesi gerekir. Fesih tehdidi altında güvenoyu; Başbakan tarafından istenen bir güvenoyu, parlamento tarafından reddedilirse, Başbakanın önerisi üzerine Devlet Başkanı parlamentoyu fesheder. Kanun tasarılarının blok hâlinde oylanması; Buna “ya kabul et, ya reddet” de denir. Kanunların madde madde değil de tümden oylanması, değişiklik önergesi verilememesidir.” dedi.

Mastı konuşmasına şu şekilde devam etti:

“Giyotin” usulü; Bir parlâmentonun düşürmediği bir hükûmetin kanun tasarılarını reddetmesi de mantıksızlıktır. Buna göre, «Başbakan, Meclis önünde, bir metin üzerinde Hükümetin sorumluluğunu yüklenir. Bu durumda, izleyen yirmi dört saat içinde bir güvensizlik önergesi sunulmaz ve önceki fıkra uyarınca oylanmazsa», bu metin kabul edilmiş sayılır. Teşriî zorunluluk hâli; “Ya Kanunu Kabul Et, Ya Da Hükûmeti Düşür” prensibi geçerlidir. 1949 Alman Anayasası, “teşriî zorunluluk hali” denen bir   usulle, düşürülemeyen  hükümete kanun çıkarma imkanını tanımıştır. Başbakan, Cumhurbaşkanına başvurarak ya Meclisin feshedilmesini ya da “teşriî zorunluluk hali” ilân edilmesini isteyebilir. Başbakanın istemi ve meclisin onayı varsa, Cumhurbaşkanı “teşriî zorunluluk hali” ilân eder. Bu halin ilân edilmesiyle, meclisin reddettiği kanun tasarıları kendiliğinden kabul edilmiş sayılır. Hukuk öğretisinde de görüldüğü üzere parlamenter sistem istikrarsız veya zayıf hükümetlere yol açarken düşük nitelikli bir demokrasiye de yol açmaktadır.

İlk yazılı anayasamız olan 1876 Anayasası 1921 Anayasası ile birlikte uygulanmaya devam etmiştir. İkinci meclis tarafından hazırlanan 1924 Anayasası ile hem 1876 ve hem de 1921 Anayasaları yürürlükten kaldırılmıştır. Benzer şekilde MHP ve AK Parti tarafından hazırlanan taslaklar üzerinde yapılacak çalışmalar neticesinde Cumhuriyetin 100. Yılına yakışır “2023 Anayasası’nın” asli kurucu iktidar sıfatıyla 28. Dönem TBMM üyelerince Anayasanın 175. Maddesindeki çoğunluklar sağlanmak suretiyle yapılabileceği ve 177 madde ve 21 geçici maddesi olan ve bugüne kadar 184 maddesi 19 defa değiştirilen 1982 Anayasasının yürürlükten kaldırılabileceği düşünülmektedir diyerek sözlerime son verirken beni sabırla dinlediğiniz için teşekkür ederim.”

Sohbet daha sonrasında soru cevap şeklinde devam etti.

Muhabir: İlhan Onay

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.